

DEFALARCA OLUR: BANA BİR ATEİST GELİR VE SORAR,
"Ben de meditasyon yapabilir miyim?" Çünkü Tanrı'ya inanmazsan meditasyon yapamazsın fikri hâkim olmuştur. Bu çok aptalca bir fikirdir.
Meditasyonun Tanrı ile ilgisi yoktur. Aslında gerçek şu ki, Tanrı'ya inanıyorsan meditasyon yapmak güçtür. İnancın rahatsızlık yaratır.
Hiçbir şeye inanmayan insan düşüncelerin ötesine geçebilir; inanan insan düşünceye asılır çünkü inancı bir düşüncedir. İnanç zihnin bir parçasıdır. Tanrı'ya çok fazla inanırsan zihni terk edemezsin çünkü açık ki, zihni terk etmek inancını terk etmek anlamına gelecektir. İnanmayan adam daha iyi bir durumdadır.
Ve unutma İngilizce meditasyon sözcüğü yanlış bir fikir verir.
Meditasyon sözcüğünü kullandığımız zaman bu, bir şey üzerinde düşündüğün hissini verir. Üzerinde meditasyon yapacak bir nesne olmak zorundadır -ve sorun budur. Doğuda bir başka sözcük vardır, dhyana. Dhyana basitçe, odaklanma, bir şeye yoğunlaşma sorunu yok demektir; daha çok zihnin içeriklerini boşaltmak, yalnızca var olmak demektir. Dhyana anlamında meditasyonun hedefi olmasına gerek yoktur; o hedefsiz, içeriksiz bir bilinç durumudur, boşaltır durursun -neti, neti, ne o, ne de bu- iyi ya da kötü, her tür düşünceyi reddedersin. Tüm düşünceler elendiği zaman geriye ne kalır? sen, tanrısallık.
Ama ona ne isim verdiğinin önemi yoktur. Sözcük sana cazip geliyorsa ona Tanrı diyebilirsin; cazip gelmiyorsa, ona nirvana, Tao, her ne demek istersen diyebilirsin. Ama Tanrı'ya inanamadığın için endişelenme. Bu iyidir! Benim yaklaşımım şudur: Biri, "Tanrı'ya inanıyorum” diyorsa, ben derim ki, "Bu güzel. Şimdi oradan başlayalım, bu olur” Biri, "Ben Tanrı'ya inanmıyorum” derse derim ki, "Bu güzel. Şimdi buradan başlayalım”
Olduğun noktadan başlamalısın. Ve tüm noktalar iyidir çünkü tüm noktalar çeperdedir ve her noktadan merkeze ulaşmak mümkündür. Bu yüzden merkeze ilerle, nerede olduğun konusunda endişelenme.
Bir akşam Nasrettin Hoca berberde saçını kestiriyormuş. Dükkânın duvarındaki fiyat listesini görmüş ve listede şu satır varmış, "Alazlama -5 Dolar” Berbere neden bu kadar pahalı olduğunu sormuş.
"Kafandaki her saç teli..” demiş berber, "İnce, boş bir tüptür, uçları açıktır, bu yüzden bedenin enerjisi ucundan akar gider. Saçını kestirdikten sonra alazlatman iyi bir fikirdir çünkü her saç telinin ucundaki deliği kapatır ve enerjiyi içeride kapalı tutar. Aksi halde saç ve bedenin saçını kestirdikçe zayıflar durur”
"Dur bir dakika” demiş molla, "Ya çenemdeki kıllar? Her gün traş oluyorum ve uçları kesiyorum ama kıllar kalınlaşıyor ve güçleniyor. Bunu nasıl açıklarsın?"
"Kolay!" demiş berber. "Bu hikâye sana benzer insanlara anlatılmak için uydurulmadı!"
Bunların hepsi hikâyedir. Çekici geliyorsa, güzel; gelmiyorsa, çok güzel! İnanmaya gerek yoktur; bu konuda bir şey yapmana gerek yoktur.
Zamanını Tanrı ile harcama. Bu sözcük yüzünden bir sürü insan zaman harcıyor. Biri kanıtlamaya, biri aksini kanıtlamaya çalışıyor, büyük tezler yazılıyor. Başka her konuda yazıldığı kadar, Tanrı hakkında kitaplar yazılıyor - milyonlarca kitap, kütüphaneler dolusu kitap.
Zamanını harcama. İnanamıyorsan, o zaman o sana uygun bir hikâye değildir. Ama bizim başka hikâyelerimiz de var, o zaman neden endişelenelim? Tanrısız insanlar için de bir yol vardır.
Ve benim yolum herkes içindir. Kim gelirse gelsin, kabul edilir. Hindu, Müslüman, Hıristiyan, Jain, Sih, Budist, Parsi -kim gelirse gelsin kabul edilir. Ben her tür hikâyeye bayılırım! Her tür başlangıç güzeldir ama başla. Olduğun yerde takılıp kalma; merkeze doğru ilerle. Meditasyon yap, bu seni eve getirecektir. O zaman ona ne dersen dersin; senin ona ne dediğin beni ilgilendirmez. Ona dilediğin ismi verebilirsin.