AydINLANMA
Aydınlanma
Aydınlanma kavramını; kişinin, farkında lığın en üst boyutuna ulaşarak, içine hapsolduğu ego duvarlarını yıkıp, varlığını özgürleştirmesi, özüne, yani Tanrı’ya ulaşması olarak tanımlayabiliriz.
Mükemmel Aydınlanmış kişi; en derin düzeyde kendi özünün mükemmelliğini kavramış, bunun içine gevşemiş ve bu merkezden yaşayan kişidir. İçinde yaşadığı ve gerçeklik diye adlandırdığı âlemin, aslında, Tanrı’nın yansımalarından başka bir şey olmadığını fark ederek uyanışa geçen kişidir.
Bütünüyle aydınlanmış bir kişinin bütün eylemlerinde bir birlik anlayışı hâkimdir. Yani kendisini, nesneler, insanlar, diğer varlıklar ve Tanrı’dan ayrı bir varlık olarak düşünmez. Tanrının kendi özünün en derin parçası olduğunu bilir ve baktığı bütün varlıklarda kendisini görür.
Aydınlanmış kişi kendi mükemmelliğinin ve bütünlüğünün farkında olan kişidir. Bu nedenle de kendini daha fazla arındırma ve geliştirme peşinde değildir. Bu hal içerisindeyken yapması gereken veya olması gereken hiçbir şey yoktur, çünkü bir eksiklik yoktur. Kendini eksikli bir varlık olarak algılayıp biri olmaya çabalamak aydınlanmanın önündeki en büyük engellerden biridir.
Aydınlanmanın doğası öyle bir şeydir ki; orada hayatın ciddiyetinden eser yoktur. İnsan bir şey olmak ya da yapmak zorunda değildir. Ne olursa olsun hiçbir mücadele yoktur. Bu en dehşet verici olaylar karşısında bile aslında her şeyin yolunda olduğu duygusu gibi bir şeydir aslında. Cün
“Bir şey yapmadan sakin sakin otur,
Nasıl olsa bahar gelir, otlar da büyür.”
(Bir zen şiirinden alıntı)
“Başkalarını anlamak bilgeliktir. Kendini anlamak aydınlanmadır…”
(Lao Tse)
hoŞGELDİNİZ...


